Okul öncesinde okuma öğretilir mi?
Evet, okul öncesinde (4-6 yaş) doğru yöntemlerle okuma öğretilmelidir. Araştırmalar, oyun ve hikayeleştirme teknikleriyle erken yaşta okuma öğrenen çocukların; dikkat sürelerinin uzadığını, kelime dağarcıklarının geliştiğini ve 1. sınıfa özgüvenli başladıklarını göstermektedir. Önemli olan baskı yapmadan, süreci eğlenceli hale getirmektir.
Okul Öncesi Okumanın Faydaları:
- Bilişsel zeka ve hafızayı güçlendirir.
- Okul korkusunu ve uyum stresini yok eder.
- Çocuğa “Ben yapabiliyorum” özgüveni aşılar.
- Dikkat eksikliğini oyunla tedavi eder.
Okuldan önce okuma öğretilir mi? sorusunu derinlemesine irdeleyelim…
Kendi eğitim hayatınızı düşünün. Hazırlıklı gittiğiniz derste mi daha çok başarı sağlıyordunuz yoksa hiç birşey bilmeden gittiğiniz derste mi? Cevap basit! Tabii ki hazırlıklı gittiğiniz ders daha verimli ve faydalı oluyordu değil mi? Okuldan önce okuma öğrenen çocuk işte tam da bu durumdadır. Hazırdır ve bilinçlidir. Okuma öğretimi sırasında en zor kazanım olan okuduğunu anlama kazanımına önceden hazırlıklı ve bilinçlidir.
Okuldan önce okuma öğrenmenin çocuğa nasıl katkısı olur?
Sınıflarda en çok kullanılan yöntemlerden biri de akran danışmanlığıdır. Peki bu ne demek? Kısaca bilen çocuk bilmeyen çocuğa bildiklerini anlatır ve arkadaşının da öğrenmesini sağlar. Bunu kendi eğitim hayatımızda sıkça duymuşuzdur. ” Arkadaşlar bilenler bilmeyenlere anlatsın..” 🙂 Veya herkes şimdi sıra arkadaşına sorsun.. gibi. Şimdi söyleyin burada bilen ve lider olan kim? Eğer öğrettiyseniz sizin çocuğunuz. Bu özellikle kalabalık sınıflarda kaçınılmaz bir durumdur. Çocuğunun eğitim hayatının daha başlangıcında liderlik kazanmasınız kim istemez?
Çocuk erken okuyunca ne olacak sanki peehhhh!
Gelin bunu da anlatayım 🙂 Özgürleşecek evet evet yanlış duymadınız. “ÖZGÜRLEŞECEK” Açayım biraz.. Okuyan çocuk kendi kendine öğrenebilir duruma gelir değil mi? Kendi kendine kelime dağarcığını da genişletir. İşte tam da bundan bahsediyorum. Artık ne olduğu belli olmayan zararlı mı zararsız mı bilgilier içerdiğini bilmediğimiz videolar değil, onun kitapları vardır. Bir mekana gider oranın nersei olduğunu öğrenir mesela. Bir mekana gider, oranın neresi olduğunu size sormadan öğrenir mesela. Markette reyona baktığında ‘Anne bak burası oyuncak bölümü’ diye heyecanla sizi çekiştirir. Bir restorana gittiğinizde menüyü önüne çekip, sizin okumanızı beklemeden ‘Ben portakal suyu istiyorum’ diyerek siparişini kendi seçer. Sokakta yürürken tabelaları okuyarak yolu tarif etmeye başlar. Yani artık sadece sizin elinizden tutan küçük bir çocuk değil, hayatın içinde kararlar veren birey olmaya başlar. Sadece mekan isimlerini değil, hayatın kurallarını da kendi keşfeder. Parkta ‘Çimlere Basmayınız’ yazısını okuduğunda, kuralları başkasından duymaya ihtiyacı kalmaz. Bir ilacın üzerindeki ‘Çocuklardan uzak tutunuz’ yazısını ya da trafikteki ‘DUR’ tabelasını kendi okur. Bu durum ona muazzam bir ‘Ben yapabiliyorum, ben büyüdüm’ özgüveni yükler. Artık çevresindeki dünyayı anlamlandırmak için sürekli bir yetişkine muhtaç olmaz.Okuyan çocuk için her tabela, her etiket, her kağıt parçası çözülmesi gereken gizemli bir şifredir. Bir müzeye gittiğinde eserin altındaki yazıyı okuyup ‘Anne bu 100 yıl önce yapılmış!’ diyebilir. Sizin ona anlatmanızı beklemez, o size dünyayı anlatmaya başlar. Bilgiye ulaşmak için aradaki aracıları kaldırır; direkt kaynağa, yani yazıya ulaşır. İşte gerçek özgürlük budur. Daha örnek vereyim mi? Sıkılmadınız mı ? :))
Çocuk okula gidince sıkılır hede hede : /
Evet sıkılır! Renkleri de öğretme emi akıllım 🙂 Sayılar konusuna hele hiiiç mi hiç girme.. Sıkılır mazallah okula gidince. Başta da belirttiğim gibi “Hazırlıklı mı gidiyoruz hazırlıksız mı?” sorusuna o sıkılır diyenler cevap versinler. Size bir sır vereyim mi? Ama kimseye söylemeyin. Ben iki çocuğuma da öğrettim. Evet çok sıkım sıkım sıklıdılar. O kadar sıkıldılar ki eve geldiklerinde zor çözdük. Şimdi ki durumlarını naklen aktarıyorum: 6. sınıfa giden kızım sınıfında hep ilk üçte. 2. Sınıfa giden oğlum ise hep ilk beşte. Birinciler diyeceğim de nazar değer diye korkuyorum 🙂 Aman cümlemizin çocuğunu Allah nazarlardan korusun amin!
Bir alıntı fıkra bak nasıl bağlıyorum konuyu şimdi 🙂
Yeni atandığı alaydan devraldığı alayın nizamiyedeki bankında nöbet tutan iki eri görüp, “Neden orada nöbet tutuyorsunuz?” diye sormuş.
“Biliyorum komutanım, eski komutanımın emri ile sürekli bu bankta nöbet yazdık” diye yanıt vermişler.
Merakını yenemeyen albay, önceki alay komutanını telefonla aramış ve sormuş:
“Hala biliyorum” demiş, eski komutan. “Epey önceden konulmuş bu nöbet geleneğini biz de sürdürdük.”
Israrla, üç komutan geriye giderek, bu nöbetin ilk koyan 80 yaşındaki emekli generale ulaşmışlar.
“Affedersiniz efendim, ben size 30 yıl önce başınızda bulunduğunuz alayın yeni komutanıyım” diye kendini tanıtmış albay. “Nizamiyedeki bir bahçe bankının başında iki nöbetçi halkım. Bu nöbeti ilk siz koymuşsunuz. Bu bankın özelliği hakkında bize bilgiler misiniz?”
Emekli general, “Nasıl olur?” demiş, “Boyası hâlâ kurumamış mı?”
İşte yıl 2025 sıkılır diyenler kim biliyor musunuz ? Bankın önünde nöbet tutturan komutan..Peki nöbet tutanlar kim? Nolur siz olmayın 🙂
Bak şimdi aklıma geldi hadi bir yaşantımdan kesit daha!
Hocam biz kızımıza okuma öğretmek istiyoruz. Aaa öyle mi kızınız kaç yaşında? 4 yaşında. ( Burada gönlüm taşıyor ama belli etmiyorum) Neden bu yaşta çocuğa okuma öğretiyorsunuz? Hocam okumayı çok istiyor. Tamam nasıl kolayca yapacağız anlatıyorum o zaman. Öncelikle oyunla öğreteceğiz ve günlük 10 dakikayı en fazla 15 dakikayı aşmayın olur mu? Çünkü sıkıldığı bir şeyi zorla öğretmek istemeyiz. Bu güzel kazanımdan soğumasın tamam mı? Tamam hocam…. Anlatıyorum da anlatıyorum… Teşekkür ederim hocam. Tavsiyelerine uyacağım. Konuşma biter. İki ay sonra tekrar aradılar hocam kızımız kolayca okumayı öğrendi. Tebrik ederim süpersiniz 🙂 Hocam Allah razı olsun babasına şimdi rehberlik ediyor. Nasıl yani? Babası görme engelli hocam beraber gittiklerinde ona okuma bildiği için rehberlik ediyor. Bizim ikinci gözümüz oldu sayenizde. Göz yaşım pıt 🙂 Daha ne örnekler var anlatacağım. Daha bugün aradı koskoca Prof! oğlu öğrenemiyormuş 1. sınıfta. Keşke geçen sene sizinle tanışsaydım diyor. Yine bir veli aradı hocam adresini ver. Hayırdır inşaallah.. Hediye göndereceğim. Olmaz lütfen teşekkür ederim. Hocam kabul etmezseniz kötü kötü yorumlar yaparım 🙂 Neden dedim ısrar ediyorsunuz? Hocam oğlanı özel okula yolladım ben. Okumaya geçemedi. Özel öğretmen tuttuk öğrenemedi. Sizi gördük denedik. Şıp diye öğrendi. Ben bulutlarda tabii 🙂 Daha çooook örnek var ama vakit dar ve kuşlar uçuyor. 30 küsür bin takipçiden tabii ki bir sürür hikaye çıkacak.. Ne hediye geldiğini de anlatayım bir ara 🙂
Sütten çıkmış ak kaşık!
Dur kızma tamam çok sert yaptım yumuşuyorum 🙂 Şimdi hi mi kötü yanı yok yahu…Evet var. İnanmıyorsun var dinle o zaman. Okuma başka kazanım yazma bammmbaşka kazanım. Okumayı öğretmeli miyiz? Şiddetle evet. Yazmayı? Hayır tabii ki. Neden? Çünkü yazma kazanımı bir çok hazırlık ister bunlar çocuğumuzun eli gelişmesi başta olmak üzere defter kalem tutabilme diye devam eder gider. Yani çocuk bilişsel olarak okumaya hazırdır ama fiziksel olarak yazmaya hazır değildir. Harflerin yazılış yönlerinin doğru öğretilmesi gerekir örneğin… O yüzden yazma işini okula bırakıyoruz! Hem çocuk yazmayı öğretirsek okulda sıkılır! :)))))))))))))))))))))))))) Komutanıııım!
Sonuç
Sonuç olarak okuldan önce okuma öğretilmesi çocuğumuza çok şey kazandırır. Peki bunu nasıl başaracağız. Şimdi ana sayfadan derslerim sekmesinden bakabilirsiniz.
Şimdi yazıya baktım da bu sefer çok yazmışım. Bu konuda çok doluyum a dostlar :)) Bu kadar yazıyı okur musunuz bilmem.. Siz okumasanız da çocuğunuz okur :))
